<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Davut Akbulut - Graphic Designer &#38; Photographer</title>
	<atom:link href="http://davutakbulut.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://davutakbulut.com</link>
	<description>davut akbulut, grafik tasarımı,graphic, fotoğraf, photography, photographer, nikon, canon</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 Nov 2011 14:53:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Fotoğraf ve Etik</title>
		<link>http://davutakbulut.com/fotograf-ve-etik/</link>
		<comments>http://davutakbulut.com/fotograf-ve-etik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Oct 2011 01:45:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Davut Akbulut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[davut akbulut]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf ve etik]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Capa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://davutakbulut.com/?p=1290</guid>
		<description><![CDATA[&#160;   Eylül 1936’da İspanya İç Savaşı sırasında bir partizanın, vurulmasından hemen sonra düşerken çekilen fotoğrafı, savaşın belki de en bilinen görsel simgesi oldu. ‘Askerin düşüşü’ adlı fotoğrafı çeken Robert ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://davutakbulut.com/wp-content/uploads/2011/10/robert-capa.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1291" title="robert capa" src="http://davutakbulut.com/wp-content/uploads/2011/10/robert-capa.jpg" alt="" width="436" height="285" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<address> </address>
<address><em>Eylül 1936’da İspanya İç Savaşı sırasında bir partizanın, vurulmasından hemen sonra düşerken çekilen fotoğrafı, savaşın belki de en bilinen görsel simgesi oldu. ‘Askerin düşüşü’ adlı fotoğrafı çeken Robert Capa&#8217;dır. </em></address>
<address><em>Ancak Capa’nın bu ünlü fotoğrafı, pek çok tartışmanın da merkezinde yer aldı. Tartışmalar özellikle fotoğrafın nerede çekildiği ve askerin kim olduğu konusunda yoğunlaşıyor. Katalan El Periodico gazetesinde yer alan bir yazı tartışmalara yeni bir boyut getirdi. Yazıda ‘askerin düşüşü’nün doğal değil, bir mizansen olduğu iddia ediliyor. İddiaya göre fotoğraf, Capa’nın söylediği gibi Endülüs’teki Cerro Muriano bölgesinde çekildi. Ancak fotoğrafın çekildiği yer Cerro Muriano bölgesinin güney batısında yer alan Espejo kasabasıydı. Fotoğrafın çekildiği bu yer ön cepheden yaklaşık 10 km. uzkataydı ve yakınlarda bir çatışma yaşanmıyordu. </em>(1)</address>
<address> </address>
<p>Yukarıdaki haber yakın bir geçmişte neredeyse tüm gazetelerde yayımlandı. Fotoğrafla ilgisi olan hemen herkes bu haberi anımsayacaktır. ‘Askerin düşüşü’ adlı fotoğrafı çeken Robert Capa, foto muhabirliğinin öncülerinden ve en önemlilerinden biri sayılıyor. Ancak, fotoğrafın doğal, yani gerçek olmadığı, mizansen olduğu şüphesi, &#8216;Capa&#8217; ismini bile dinlemiyor. Çünkü, aldatan kim olursa olsun, kimse aldatılmak istemez.</p>
<p>Fotoğrafçı, eğer yaşamı fotoğraflıyorsa kendi gördüğü ayrıntıyı, önemliyi başkalarına aktarırken dürüst olmalıdır.Örneğin H. Cartier Bresson tüm yaşamı boyunca hedeflemiştir bunu.. Çektiği fotoğrafı, olduğu gibi basar ve kullanır. Tüm sıcaklığı ile yaşam deklanşörden objektife, oradan da film üzerine yansır. Film, duyarlı bir yüzey ama duyarsız bir yansıtıcı konumundadır. Film, ışığa duyarlı hücreleriyle görüntüyü saptarken, yaşama duyarsızlaşır, olduğu gibi kaydeder onu. Duyarlı olması gerekenin fotoğrafçı olduğunu bilerek.(2)</p>
<p>Belgesel fotoğraf, çağının tanıklığını yapar ve konusunu yaşanılan gerçeklikten alır. Ve bu gerçekliklere insanların dikkatini çekmeye çalışır.</p>
<p>Bu amaçla üretilen  fotoğrafların, etik açıdan bir belge niteliği taşıyabilmesi için şu sorulara cevap vermesi gerekir:</p>
<ul>
<li>· Fotoğrafın konusuna dışarıdan müdahale yapılmış mı?</li>
<li>· Fotoğraf çekilmeden önce herhangi bir düzenleme, olayın akışına her hangi birmüdahale olmuş mu?</li>
<li>· Fotoğraf çeşitli kimyasal veya dijital formüllerle değişime uğratılmış mı?</li>
<li>· Çekilen fotoğraf bir ideolojiyi veya fikri empoze etmek için mi kadrajlanmış?</li>
<li>· Fotoğraf özgün mü? Taşıdığı bilgiler ve uyandırdığı etki, o an olup bitmekte olan olayın aslına sadık mı?</li>
<li>· Yeterince anlatıcı mı? (3)</li>
</ul>
<p>Teknoloji ile birlikte artan iletişim kanallarımız, beraberinde bize birçok aldatmacayı dayatırken, hala en güvenilir görsel olarak, fotoğraf üst sıralardaki yerini korumaktadır. Bugün, kitle iletişiminin en etkili araçlarının hemen hepsinde fotoğraf kullanılmaktadır. Çünkü insanlar önce görür sonra okur. Yazıya oranla fotoğrafın duyarlılaştırma etkisi çok daha güçlüdür. Fotoğraf ;<em> </em>düşünsel bir üründür. Anlatılmak istenen şeyin kalemle değil, görüntüyle yazılması gibidir. Sadece teknik bir ürün değildir. İzleyici, fotoğrafa gerçeklik yükler, kendi gözüyle görmüş gibi inanır ve fotoğrafla anı yaşar. Fotoğrafının bir başka özelliği de tarihe tanıklık etmesidir. Fotoğrafın dondurduğu ya da durdurduğu an, bir olayın, mekanın ya da kişinin yaptığı bir şeyin sabitleştirilmesidir. Bu anlamda da fotoğraf, çekildiği anı sabitleştirdiği, dondurduğu için tarihe tanıklık eder.</p>
<p>Ancak, fotoğrafın böylesi önemli bir misyonu varken, fotoğrafın inandırıcılığına en büyük zararı yine fotoğrafla ilgilenenler vermektedir. Sözüm ona &#8216;sanat fotoğrafı&#8217; yaptığını iddia eden ancak, sosyal belgesele de el atan bir kesimden bahsediyorum. Düşündükleri fotoğrafları doğrudan çekemeyen.  Oturup bilgisayarda üreten veya ürettiren, hırs ve iktidar isteğiyle yanıp tutuşan bir grup fotoğrafçı. Bırakın mizanseni, sağdan soldan toplanan, bazıları kendilerine bile ait olmayan fotoğraflardan bir araya getirilerek oluşturulan,  foto manipülasyonlara,  hiç çekinmeden belgesel fotoğraf diyebiliyorlar. Büyük bir düşünce ürünü olduğunu iddia ettikleri, hem doğrudan çekemedikleri hem de bilgisayarda üretemedikleri fotoğrafımsı &#8216;bir şey&#8217;leri oluveriyor ellerinde. Bunun bedeli de &#8216;bir şey&#8217; başı 15-20TL. Üstelik hiçbir rahatsızlıkta duymuyorlar bu durumdan. Çünkü bu <strong>&#8216;</strong>bir şey&#8217;<strong> </strong>lerin caiz olduğuna dair fetvayı, &#8216;birkaç şeyh&#8217;<strong> </strong>çoktan vermiştir. Tekrar düşünüp sorgulamak ne hadlerine&#8230; ?  Bu etik dışı davranış, izleyicilere ve fotoğrafa yapılan büyük bir haksızlıktır, aldatmacadan başka bir şey değildir. Elbette, doğru kullanıldığında teknolojinin sundukları anlatmakla bitmez, ama giderek yalanlarla çevrelendiğini görmek de olumsuzluğun ta kendisidir.</p>
<p>Fotoğrafın yalan söylediği düşüncesi, bu icadın tüm dünyaya yayılması ile beraber başlamıştır. Evet, fotoğraf yalan söyleyebilir, ama önemli olan fotoğrafçının yalan söylememesidir. Makul ölçülerdeki müdahalelere kimsenin bir şey dediği yok. Toz alma, renk, ışık, kontrast vs. gibi. Ancak, bir kelaynağın fotoğrafını, sanal ortamdan alıp kendi fotoğrafına kondurursan ve bunu da fotoğraf veya belgesel fotoğraf olarak yutturmaya çalışırsan olayın boyutu değişir.</p>
<p>Sosyal belgesel adı altında, fotoğrafımsı bir şeylerden oluşmuş, dünyayı hatta evreni değiştirme iddiası ile ortaya çıkarılmış yüzlerce fotoğrafa, sergiye ve kataloga tanıklık etmişizdir. Fotoğrafı kutsal gören ve bu tarz üretimlerin fotoğrafın temeline koyulan bir dinamit olduğunun bilincinde olan onlarca insan ise ‘Fotoğrafta Gerçeklik’ vurgusunu her fırsatta yinelemek zorunda hissediyor kendisini.</p>
<p><strong>Davut Akbulut 2010</strong></p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<address><em>Kaynakça:</em></address>
<address><em>(1)     Erişim: [ http:// www.ntvmsnbc.com/id/24985195/]. Erişim tarihi: 02.Ocak.2011.</em></address>
<address><em>(2)     Afsad Eğitim Notları. 1984/Ankara</em></address>
<address><em>(3)     Filiz Tisyakioğlu, “Teknolojik Gelişme ve Yenilikler Arttıkça, Fotoğrafa Olan Güven Azalıyor mu?”  Anadolu Üniversitesi</em></address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://davutakbulut.com/fotograf-ve-etik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ali Rıza AKALIN&#8217;la Röportaj</title>
		<link>http://davutakbulut.com/ali-riza-akalinla-roportaj/</link>
		<comments>http://davutakbulut.com/ali-riza-akalinla-roportaj/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Aug 2011 11:06:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Davut Akbulut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ali Rıza Akalın]]></category>
		<category><![CDATA[davut akbulut]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kingsizetheme.com/?p=1057</guid>
		<description><![CDATA[1946, Ankara doğumlu. 1977 yılında fotoğrafa başladı. 1978 yılından buyana AFSAD üyesi. Yönetiminde görevler aldı. İki kez başkanlığırıı yaptı. Fotoğrafları: yurtdışında, Photoamateur 4/85 (İsviçre), Objektif 79/88 (Belçika) dergilerinde yayınlandı. &#8216;Turkey, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://davutakbulut.com/wp-content/uploads/2011/08/ali-riza-akalin.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1122" title="Ali Rıza Akalın" src="http://davutakbulut.com/wp-content/uploads/2011/08/ali-riza-akalin-150x150.jpg" alt="Ali Rıza Akalın" width="150" height="150" /></a>1946, Ankara doğumlu. 1977 yılında fotoğrafa başladı. 1978 yılından buyana AFSAD üyesi. Yönetiminde görevler aldı. İki kez başkanlığırıı yaptı.<br />
Fotoğrafları: yurtdışında, Photoamateur 4/85 (İsviçre), Objektif 79/88 (Belçika) dergilerinde yayınlandı. &#8216;Turkey, Faces and Places&#8217; 1981 (Amerika), Turkei ich liebe dich&#8217; 1989 (Almanya), Türkische Fotokurst&#8217; 1991 (Avusturya) sergilerinde yer aldı. Türkiye’de; &#8216;Fotoğraf&#8217; (Afsad) 1986-35, &#8216;Günümüz Türk Fotoğrafı&#8217; 1989, &#8216;Türkiye 92&#8242;, Ada Kentliyim&#8217; 1997-3,4. 1998-4, &#8216;Türkiye’de Fotoğraf&#8217; 2000, &#8216;Türk Fotoğrafında Çıplak&#8217; 2004 ve &#8217;60 Sonrasi Türk Fotoğrafı&#8217; kataloglarında biyografisi, fotoğrafları ve portfolyoları yayınlandı.</p>
<p>&#8216;Yığılmalar&#8217; (1990, Adana) ilk kişisel sergisidir. Bunu; &#8216;Bir mekan Birkaç Tanıdık Yüz&#8217; (1996, Ankara), &#8216;Cam Gözler&#8217; (1997, Ankara), &#8216;Geçmiş Zamana Yolculuk&#8217; (1999, Ankara), &#8217;10&#215;15’ler&#8217; (2000, Mersin), &#8216;Doğada Gezintiler&#8217; (2004, Anakara) ve &#8216;Resimsel&#8217; (2004, Çanakkale) isimli , konulu sergileri izledi. ilk kişisel fotograf albümü Resimsel&#8217;i Kasım 2006&#8242;da yayınladı.</p>
<p>Devlet 7. Fotoğraf Yarışmasının &#8216;Başarı Ödülü&#8217; de dahil olmak üzere &#8216;Barış&#8217;, &#8216;Doğa&#8217;, &#8216;Kent ve İnsan&#8217;, &#8216;Arabesk&#8217;, &#8216;Sağlık&#8217; konulu yarışmalardan ödül kazanımları var.</p>
<p>Fotoğraf kursu ve atelye eğitmenliğinin yanısıra, sergi eleştirileri ile fotoğraf yazıları yazıyor.</p>
<p>ART Televizyonunda yayınlanmakta olan &#8216;Foto-Graf&#8217; isimli programda &#8216;Temel Bilgiler&#8217; ve &#8216;Fotoğraf Okumaları&#8217; başlıklı iki bölümü hazırlayıp sundu.</p>
<p>Digitürk kanalları içinde yayın yapan &#8216;İZ&#8217; tv tarafından; özgeçmişine, etkinliklerine ve ürünlerine ve fotoğraf görüşlerine yer verilen &#8216;Işık ile Gölge&#8217; adlı bir belgesel programı yapılarak yayınlandı.</p>
<p>Son dönem fotoğraflarını; Resim-Fotoğraf etkileşimlerini, ortak değerlerini ya da aykırılıklarını irdelemek ve fotoğrafın 3.boyut etkisini güçlendirmek amacına yönelik olarak &#8216;Vazelin Sıvama&#8217;, &#8216;Aynalı Yansıma&#8217; ve &#8216;Kuru Kazıma&#8217; teknikleri ile üretmektedir.</p>
<h3><span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px;"><strong><span style="font-size: medium;">Sevgili Hocam, öncelikle vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum.</span></strong></span></h3>
<h3><strong>“<span style="font-size: medium;">Fotoğraf” ile olan ilişkiniz nasıl başladı?</span></strong></h3>
<p>Amcam,eniştem gibi yakın akrabalarım,fotoğrafın içindeydiler.Ben ise onlara modellik yapmanın ötesine geçmek düşüncesinde değildim.Ancak,kendimi boşlukta hissettiğim bir zamanda,elime zorla tutuşturulan bir makine ile fotoğrafa başladığımda,yıl : 1977 idi.</p>
<h3><strong><span style="font-size: medium;">Fotoğraf veya sanat konusunda herhangi bir eğitim aldınız mı?</span></strong></h3>
<p>Bir yıl düşe kalka , kıra yapıştıra ,neyin ne olduğunu bilmeden fotoğraf çekmeye çalıştım.Bir yılın sonunda AFSAD’a üye olup temel bilgiler eğitimi aldım.Fotoğraf dışındaki sanat dallarıyla olan ilişkim ve bilgilerim ; şiir ve resim alanında var olan arkadaşlarımdan edindiklerimdi.Ancak son yıllarda özellikle resim dalındaki 2 , yazı dalında da 1 seminere katıldım.Önümüzdeki yıl,AFSAD da verilmekte olan “sanat akımları” eğitimine de katılacağım.</p>
<h3><strong>“<span style="font-size: medium;">Fotoğraf” sizin için ne ifade ediyor? Hayatınızda nelerden sonra veya önce yer alıyor?</span></strong></h3>
<p>Fotoğrafı ; “hayatımın bir izdüşümü” olarak tanımlıyorum.Bu nedenledir ki, Hayatımdaki hemen her şey den önce gelmektedir. Bu alanda varolabilmek adına öyle şeyleri ihmal etmişim ki,bugün durup,düşündüğümde kendime dahi inanamıyorum.Ama doğru karar verdiğimi de biliyorum.Bu kararımın doğru olduğunu ; 33 yıldır,hiç aralıksız,ilk günlerdeki heyecanımla,yoğun biçimde sürdürdüğüm üretimlerimde ve insan ilişkilerimde görüyorum.</p>
<h3><strong><span style="font-size: medium;">Fotoğrafı yaratırken hangi adımları izliyorsunuz? </span></strong></h3>
<p>Fotoğraf hayatımda iki dönemin olduğunu söyleyebilirim. 1. si 1999 dan önceki zaman dilimine ait olan.Bu zamana kadar,doğrudan,hayatın içinde var olan,sosyal belgeci tarzdır ki ; bunun için ,yaşanan olaylar,toplumun dinamizmi,özgürlük,demokrasi,bağımsızlık gibi ideallerin fotoğraf aracılığı ile ifade edilmesine yönelik çalışmalardır. 1999 da başlayan 2. Dönemimde ise; daha kişisel,fotoğrafın sanat boyutunu öne çıkaran,irdeleyen,farklı çalışmalar yaptığım ve bu çalışmaları yaparken de diğer sanat dallarının (özellikle resim’in) tarzlarını ve manifestolarını örnek aldığım çalışmalardır. İki dönem arasındaki en önemli farkın,giderek düşünsel,felsefi altyapıyı oluşturmak ,konulu çalışmak ve daha da önemlisi çok önemsediğim bütünlük kaygılarımdır.Bunlar benim adımlarımdır.Umarım ki daha farklı adımlar da atarak,fotoğrafa ve toplumuma hizmet edebilirim.</p>
<h3><strong><span style="font-size: medium;">Fotoğraf çekmek için fotoğraf makinesı dışında kullandığınız yardımcı araçlar var mıdır? </span></strong></h3>
<p>Hemen hemen,hiçbir özel araç fotoğraf çekimlerimde yer almamış idi, ta ki 2003’e kadar. Ancak bu yılda üretmeye başladığım “Foto Kolaj” tarzı çalışmalarımı,kendi üretimim olan ve patent başvurusunda olduğum bir araç ile yapıyorum.</p>
<h3><strong><span style="font-size: medium;">Neler size ilham veriyor? Fotoğraf üretme sürecinizi olumlu yönde etkileyen etkenler nelerdir? </span></strong></h3>
<p>Hemen her nesne,her kişi,her olay ve her mekan beni etkileyebilir.Yeter ki bunların resimsel tatları olsun .Ya da ben onlardan ,fotoğraf aracılığı ile resimsel tatlar elde edebileceğime inanaym.Bir somut örnekleme ile : dolu-taşmış bir çöp varili bu hali ile görülmek istenmemesine karşın,benim fotoğraflarımda resim sanatının “lekeci tarzı” na dönüşmüş olarak karşınıza çıkabilir.</p>
<h3><strong><span style="font-size: medium;">Geçmişte fotoğraf adına, keşke yapmasaydım dediğiniz şeyler var mı?</span></strong></h3>
<p>Gerçekten ve samimiyetle ifade etmek istersem,”keşke yapmasaydım” dediğim bir üretimim olmadı.Tam tersine fotoğrafa AFSAD da başlamış olmak bana çok büyük,önemli,kalıcı değerler kattı.Belgesel tarzı enuç örneklerine ve eylemlerine kadar yaşadım.Bu yaşanmışlıktır ki bana bugün yaptığım tarzın yolunu açmıştır.</p>
<h3><a href="http://www.facebook.com/album.php?aid=82255&amp;id=566239557">light in the night</a>, resimsel, fotogravür gibi, alışılmışın dışında faklı tekniklerde çalışmalarınız var. Bu çalışmalarınız hakkında aldığınız eleştiriler nelerdir?</h3>
<p>1999 dan buyana ürettiğim ve resim sanatının tarzlarına gönderme yaptığım (birebir resim oluşturma biçimi) Resimsel,Fotogravür,Fotokolaj, başlıklı fotoğraf serilerim ile ilgili olarak,çoğunlukla ; “farklı”, “etkileyici”, “ başarılı” olduğu gibi olumlu eleştiriler alıyorum.Ama bana doğrudan ya da dolaylı olarak iletilmemiş olsa da bu fotoğraflarımı beğenmeyen çok sayıda kişinin olduğuna da inanıyorum.Bu da çok normal ve hatta olması gerek bir durumdur. Beğenmeyen bir kitlenin olmaması beni olumsuz etkiler ve yaptığım işi sorgulamama neden olurdu.Günümüzde bir yazar ortaya çıkıp, “Picasso nın başarısı ve BAŞARISIZLIĞI” gibi bir kitap yazıyor ise.Hemen hepimizin,hertürlü eleştiriye hazır olmamız gerekir.</p>
<h3><strong><span style="font-size: medium;">Fotoğrafın dijitalleşmesinin sizce olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir? </span></strong></h3>
<p>Öncelikle, adı geçen fotoğraflarımı ,klasik (analog) bir makine ile oluşturmakta olduğumu belirtmeliyim.Ama kesinlikle dijital teknolojiye karşı duran birisi de değilim.Ancak zannım o ki ; bu teknoloji,biraz erken gelmiştir.Yok olan markalar ve küçülen Pazar,bu düşüncemin bir yansımasıdır,Film ile ,fotoğraf kağıdı üzerinde,insanın yapacağı/yapabileceği birçok yeni ve yaratıcı çalışmalar ortaya çıkarılabilecekken,bu iş teknolojinin kolaycılığına aktarılmıştır.Aynı yerde,aynı anda ardı ardına çekilmiş 5-6 kare fotoğraf, daha sonra izlenip,içinden bir tanesinin seçilmesi gibi bir yaygın yöntem yaşanmaktadır.Bu yöntem, insanın düşünme,özgün olma ve yaratıcılığını körelten bir kolaycılıktır.Bu kolaycılık nedeniyle ,ülkemiz fotoğrafında nitelik olarak ciddi bir gelişme olmamıştır.Büyük çoğunluk bugün yine, gözle görünür olan biçimi,dijital teknoloji ile duyarlı yüzey üzerine aktaran,tek tek “iyi” fotoğraf yapmak idealindedir.Oysa ; “ fotoğraf bir şeydir.Fotoğrafçı ise her şey” sözünü hatırlamamız ve bu teknolojinin sağladığı olağanüstü teknik olanakları, kullanmamız gerekmektedir. Bu teknolojinin en önemli etkisi,fotoğrafı yaygınlaştırmış olması ve fotoğrafın teknik düzeyini çok üst seviyelere çıkarmış olmasıdır. Ayrıca, bu teknolojinin,kendisinin “dijital fotoğraf” olarak adlandırılmasına razı olmayacağını,yaptığı yeniliklerle,”dijital imaj” adı altında ,bir manifesto ile kendine farklı bir kulvar açmak isteyeceğini düşünüyorum.Elbette bu; video ve videoart örneğinde olduğu gibi bir zenginlik yaratacaktır diye düşünüyorum.</p>
<h3><strong><span style="font-size: medium;">Dünyada ve Türkiye de fotoğrafın yeri sizce nedir? Türkiye dünya fotoğrafçılığının neresindedir? </span></strong></h3>
<p>İtiraf etmeliyim ki,geçmiş yıllarda çok iyi bir biçimde yaptığım,”dünya fotoğrafını takip etmek” işini bir süredir yapamıyorum.Gördügüm çokaz sayıdaki örnek de bu konuda bir yorum yapmama olanak vermiyor.Ancak iki gözlemimi aktarabilirim.Öncelikle fotoğraf; çağdaş sanat alanında diğer sanat dalları ile birliktelik kurmuş içindedir. Fotoğrafın sanat boyutu,yoğun bir biçimde düşünsel ~felsefi bir zeminin üzerine inşa edilmektedir. Türk fotoğrafının,dünya fotoğrafçılığının biryerinde olabilmesi için,Yurt dışında (tercihan Amerika da) kurulu ajanslardan birinin temsilcisini Türkiye ye davet etmeli, Fotoğraf dünyamızı ve ürünlerini tanıması sağlanmalı ve giderek, ajansın temsilci olması istenmelidir.Yine de bu biçim Türk fotoğrafının tamamını değil,birkaç ismini temsil etmesinden öteye gidebilecek bir durum da değildir. Özetle bu zor bir konumdur.Ama olmaz değildir.</p>
<h3><strong><span style="font-size: medium;">Fotoğrafçının bir başka fotoğrafçıya hayran olması mümkün müdür? </span></strong></h3>
<p>Evet,kesinlikle “hayran olmak” canlılara ve galiba da ençok insanlara özgü bir durumdur.Ama bu onların yaptıklarının birebir aynısını yapmak değil,taklit etmek değil,esinlenmek,yeni bir biçim,oluşturmada çıkış noktası olarak düşünmek biçiminde olmalı. Ben de kişisel olarak,çok beğendiğim fotoğrafların benzerlerini üretmeye çalışırım.Ama bu fotoğraflar hiç günyüzüne çıkmazlar.Bir fotoğrafçının,beğendiği bir fotoğrafçının fotoğraflarına bakarak ,onun yapmadığı bir biçimi oluşturması pekala mümkündür</p>
<h3><strong><span style="font-size: medium;">Geçmişte dernek başkanlığı da yapmış bir fotoğrafçı olarak, günümüzde fotoğraf derneklerinin gelişimi ve faaliyetlerinden memnun musunuz? Sizce derneklerin rolü ne olmalıdır? </span></strong></h3>
<p>Bu konuda mütevazi olmayacağım.Fotoğraf alanında derneklerin oluşması,yaygınlaşması,yetkinleşmesi ve giderek de bir üst yapının oluşturulması alanlarında,arkadaşlarımla birlikte çok çalıştım.Özverilerde bulundum.Hemen ifade etmeliyim ki karşılığını da,manen ve fazlası ile aldım.Bugün derneklerimiz “iyi” işler yapıyorlar.Ancak biliyoruz ki “iyi” nin ölçütü farklı olabildiği gibi sonu da yoktur.Bir an durun.Belleğinizi harekete geçirin.Bu ülkede fotoğraf adına derneklerin dışında hangi kurum~kuruluş bir şey yapmıştır.Üniversitelerden önce ,fotoğraf eğitimi derneklerde vardı.Bugün üniversitelerimizin öğretim kadrolarının çoğu derneklerimizinde yetiştiler.İlk sürekli yayınları derneklerimiz çıkardı.Sempozyumları derneklerimiz düzenliyor.Yurtdışı sergilerimiz derneklerimizin tarafından gerçekleştiriliyor.Devletin, “Devlet Fotoğraf Yarışması” düzenlemesinin nedeni: derneklerimizin sağladığı ivme olmuştur.Tartışılan “fotoğraf günleri” dahi belli bir bilinci,tanışmayı,dayanışmayı oluşturabilecek niteliktedir.Derneklerimiz bugün resmi ve vede özel kuruluşlarla birlikte sosyal belgesel fotoğraf projeleri yürütmektedirler. İç işleyişlerinde “ atelye” türü örgütlenme ve eğitim çalışmaları yapmaktadırlar ki,çok önemli sonuçları zaman zaman ortaya çıkmaktadır.Bütün bunlar dahi yeterli değildir.Ama gelin görün ki derneklerimiz bu etkinliklerinin tamamına yakınını kendi olanakları ile yapmaktadırlar.Son dönemde sayıları çokaz olmakla birlikte sponsorluk verilebiliyor olması,derneklerin niteliğine gösterilen bir güven anlamındadır.Ülkemizde yaşanan hemen her önemli olayın görsel arşivi,dernek üyelerimizde bulunmaktadır.Bu anlamda derneklerimiz, üyelerinin eylem yönlerini de geliştirmektedirler. Bir federasyon oluşturmuş olmakla birlikte,işlevi ve etkinliğini çok geliştirememiş olmaları derneklerimizin başarısız oldukları bir alandır.Özellikle bu oluşuma devletin zorunlu katkısını sağlamak gerekmektedir.</p>
<h3><span style="font-size: medium;">Boş teneke çok ses çıkarır” derler. Son günlerde farklı disiplinlerde eğitim almalarına karşın, eline fotoğraf makinesı almış ancak fotoğraf çekememesine rağmen isim yapmış bir çok çığırtkan var. Bu sanat çığırtkanlarının, sanat hakkında yaptığı yorumlar sizi rahatsız ediyor mu? </span></h3>
<p>Bir sanatçı,(fotoğrafçı da diyebiliriz ) ürettiği yapıtının mutlak sahibidir.Ta ki onu günyüzüne çıkarıp sergileyene kadar.Ne zaman ki sergilenir, o andan başlayarak o yapıt sanatçısının olmasından çıkar ve onu izleyenlerin olur.Yine o andan başlayarak,her izleyenin o yapıtla ilgili olarak düşündüğünü söylemek ve yazmak hakkı vardır.Bu hakka karşılık,sanatçısının da hangi düşünceleri~eleştirileri dikkate alma hakkı vardır.Bu hak “iyi” eleştirileri kabul edip,”olumsuz “ eleştirileri kabul etmemek hakkı değildir.Buradaki kıstas sözkonusu eleştirileri yapanların nitelikleridir.Sanatın genel alanında,ya da fotoğraf özelinde bilinen tanınan,güvenilen,saygı duyulan bir birey ise,kızmadan,küsmeden ya da uçmadan,böbürlenmeden eleştirileri dikkate almak zorunluluğu vardır.Bu sonuç çıkaracak akıllı,duygusallıktan uzak sanatçı için bir kazanç olabilir.İşte işin tam bu noktasında,özellikle fotoğraf alanında yetkin eleştirmenlerimizin olmaması sorun yaratmaktadır.Bir-iki girişim oldu ise de,olumsuz eleştiriler karşısındaki düzeysiz feryatlar,eksikliğin giderilmesini önlemiş ve meydan boş kalmış olup şimdi o meydan doldurulmaktadır.Bunun sorumlusu biz fotoğrafçılarız.</p>
<h3><span style="font-size: medium;">Bu günlerde neler yapıyorsunuz, gelecekte fotoğraf adına planlarınız nelerdir? </span></h3>
<p>Bu günlerde,”Fotokolaj” çalışmamın tamamlanmış olan maket kitap halini ,gerçek kitap haline dönüştürebilmek için sponsor arayışlarımı sürdürüyorum.Ama şu ana kadar başarısız olduğumu itiraf etmeliyim.Öte yandan,33 yıllık süremin geçişlerini gösterecek bir küçük retrospektif kitabının planlanmasını ve fotoğraf seçimini yapıyorum.Görece küçük bir kitap olacağından kendi imkanlarımla kotarabileceğimi düşünüyorum.Yine resim+fotoğraf birlikteliğini yansıtacak “fotorealizm” tarzında, fotoğraflar üretmek istiyorum. Bir Atelye çalışması yapmak istiyorum.Bütün bunların ötesinde,uzun bir süredir yapamadığım bir sergi yapmak istiyorum.</p>
<h3><span style="font-size: medium;">Son olarak, fotoğrafa yeni başlayanlar için önerileriniz nelerdir? </span></h3>
<p>Yeni başlayan arkadaşlarım,mutlaka temel eğitim alacaklar.Hemen herkonuda ve heryerde fotoğraf çekecekler.Sanatın diğer dallarına yakın duracaklar.İnandıkları deneyimli 1 fotoğrafçıdan yorum,eleştiri,yardım,danışmanlık alacaklar.Boş zamanlarında değil,fotoğrafa zaman ayıracaklar.Giderek,Bütünlüğü hedefleyecekler.Uzun vadede kendilerine özgü bir tarz~biçim oluşturmaya çalışacaklar.Birçok fotoğragçının neler yaptığını görmeye çalışacaklar,Azıcık da olsa felsefe okuyacaklar.Fotoğraf teorisi ile ilgili kitaplığı olacak Bir de kendine iyi bakacak. Eh daha ne olsun?</p>
<p>Selam ve sevgi gönderiyorum.</p>
<h2> Ali Rıza AKALIN</h2>
<p>&nbsp;</p>
<h2>Röportaj: Davut Akbulut</h2>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://davutakbulut.com/ali-riza-akalinla-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ne iyi? Ne Kötü?</title>
		<link>http://davutakbulut.com/ne-iyi-ne-kotu/</link>
		<comments>http://davutakbulut.com/ne-iyi-ne-kotu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jun 2011 07:58:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Davut Akbulut</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[canon]]></category>
		<category><![CDATA[davut akbulut]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf ve etik]]></category>
		<category><![CDATA[grafik tasarımı]]></category>
		<category><![CDATA[graphic]]></category>
		<category><![CDATA[kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[manipülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[nikon]]></category>
		<category><![CDATA[photographer]]></category>
		<category><![CDATA[photography]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kingsizetheme.com/?p=544</guid>
		<description><![CDATA[En başından beri fotoğrafta gözlemlediğim bazı kavram karmaşalarına, geçenlerde katıldığım fotoğraf sergisi sonrasında, ayaküstü sohbet ettiğim bir arkadaşımın söyledikleri de eklenince, rahatsızlığım arttı. İnsanların yanlış yönlendirildiğini düşündüğüm için de,  bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En başından beri fotoğrafta gözlemlediğim bazı kavram karmaşalarına, geçenlerde katıldığım fotoğraf sergisi sonrasında, ayaküstü sohbet ettiğim bir arkadaşımın söyledikleri de eklenince, rahatsızlığım arttı. İnsanların yanlış yönlendirildiğini düşündüğüm için de,  bu konunun oldukça ivedi olduğu kanaatine vardım.</p>
<p>Yarı eğitimlilikle narsizmin birleşmesi, kendini uzman olarak satma, söze dahil olma ve bir şeye ait olma şeklinde vuku buluyor günümüzde.  Yarı eğitimlilik, diğer bir değişle yarı cahillik, eğitim kalitesinden öte, modernleşme süreci içersinde ortaya çıkan bir toplumsal durum. Ve bu sosyalleşmiş bilinç, eleştirel aklı dumura uğratmakta. Uğur Mumcu’nun ünlü “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma” söylemini de aşan bir durumdur bu. Özellikle sanal  alemin sanal duvarları arkasında söylenmiş olan, sanat ve fotoğrafa yeni tanımlar getirme çabası, var olan  genel geçerlere tersten bakıp yeni çıkarımlar buldum edaları, yüzyüze iletişimin sağlayacağı empatinin de olmayışı sayesinde giderek pervasızlaşıyor.</p>
<p>Gelelim o ayaküstü sohbetin ana temasına “<em>Artık fotoğraf çekemiyorum. Eskiden ne görsem çekerdim. Şimdi saatlerce hatta günlerce düşünüyorum. Bence Sanat </em>fotoğrafı<em> sadece <strong>kurgu</strong> ile mümkündür”. </em> Beni rahatsız eden bir söylem di bu. Öyle bir söylem ki  HENRİ-Cartier Bresson, Josef Koudelka, Sebastião Salgado, Lewis Wickes Hine<em> </em>gibi ünlü fotoğrafçıların tüm yaptıklarını bir çırpıda çöpe atmaktı. Biraz daha konuşmayı derinleştirip “bu fotoğrafçıların yaptıkları neydi peki?” diye sorduğumda ise aldığım cevap beni fazlasıyla şaşırttı. ”<em>Deklanşöre basma anını belirlemekte bir kurgu”</em>. Bu büyük bir çelişkiydi. Deklanşöre basma anını belirlemek bile kurgu ise, her fotoğraf bir sanat eseri olmuyor muydu? Veya ilk söyleminden yola çıkarsak, günlerce düşünülerek tasarlanan kurgu fotoğrafları sanat ise diğerleri nedir? Bu düşünme süreci ne kadar olmalıdır? Birinin üç günde düşündüğünü bir diğeri 3 saniyede düşünüyorsa hangisi sanat? Veya tüm bunlar sanat olmak için yeterli mi ? Birileri eksik bilgileri ile arkadaşımın fotoğraf üretim sürecini sıkıntıya sokmuştu. Hem de öyle eksik bilgiler ki, fotoğrafçının deklanşöre basma anını belirleyerek “kendini kurması” ile “kurgu fotoğrafı” bir birine karıştırmıştı.</p>
<p>İnsanoğlu düşünen bir varlıktır. Fotoğrafın da duygu ve düşüncelerin dışavurumu olduğunu söylersek eğer, düşünmeden fotoğraf çekmenin pek mümkün olmadığı sonucuna varmamız zor olmaz. Bu düşünce sürecinin çokluğu veya azlığı bir değerlendirme kriteri olmamalıdır. Asıl olan ortaya neyin çıktığıdır. Sıklıkla karşılaştığım kurgu fotoğraf kavramındaki karmaşaya, teknik tanımlara girmeden iki örnek üzerinden değinmek istiyorum.</p>
<p><strong>Örnek 1</strong></p>
<p><strong></strong><strong><strong></strong>  <a href="http://davutakbulut.com/wp-content/uploads/2011/06/55555.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1286" style="border: 2px solid black; margin: 2px;" title="55555" src="http://davutakbulut.com/wp-content/uploads/2011/06/55555-300x200.jpg" alt="" width="426" height="286" /></a>                       </strong><strong>     </strong><strong>   </strong><strong> </strong>  <strong><em></em></strong></p>
<p><strong><em> Örnek1’</em></strong>deki fotoğrafta oturan iki insan figürünü çekmek için yöneldim önce. Daha sonra gelmekte olan kediyi gördüm ve kediyi de kadraja almak için bekledim. Bu bekleme sırasında kedinin aşağıya atlamak zorunda olduğunu da düşünerek bekleme sürecimi <strong><em></em></strong>uzattım. Konumumu ayarladım ve tam da atlama anına denk gelecek şekilde deklanşöre bastım. Burada yapmış olduğum eylem bir kurgu fotoğrafı oluşturma eylemi değil. Çünkü fotoğrafta kompozisyonu oluşturan öğelerin hiç birisini kurmadım. Bir rastlantı sonucunda gelişen olaylar, doğal akışı içersisinde seyretmeye devam etmekte. Ben sadece  estetik kaygılar da güderek kompozisyonumu güçlendirecek anı ve kadrajı belirledim. Yani  “<em>kendimi kurdum”.</em></p>
<p><strong><em>Örnek2’</em></strong></p>
<p><strong><em><a href="http://davutakbulut.com/wp-content/uploads/2011/06/abcd.jpg"><img class="size-medium wp-image-1287 alignleft" style="border: 2px solid black; margin: 2px;" title="abcd" src="http://davutakbulut.com/wp-content/uploads/2011/06/abcd-200x300.jpg" alt="" width="290" height="416" /></a></em></strong><em></em></p>
<p><strong><em>Örnek2’</em></strong>deki fotoğrafta ise, deklanşöre basma eyleminin öncesinde zihnimde oluşturduğum imgesel bir görüntü var. Tasarım süreci bu imgeselin oluşmasına sebep olan düşüncenin filizlendiği andan başlar, görselleştirmekte kullanacağım simge ve sembollerin oluşturacağı kompozisyonu belirleyeceğim ana kadar sürer ve sunumla son bulur. Tüm bu süreçlerde görüleceği üzere, fotoğrafın her aşamasını oluşturmak tamamen benim inisiyatifimde. Düşünce benim, düşüncemi yansıtacak elamanları ben seçtim, elamanların oluşturacağı kompozisyona ben karar verdim, deklanşöre basacağı anı belirleyen benim. Bütün aşamaları kurmaca ve hiçbirin aşamasında rastlantı söz konusu değil.</p>
<p>Bu iki örnekle varmak istediğim sonuç; her sanat eserinin anlamlı olmak zorunda olmadığı gibi, fotoğrafın da sanat olması için bir anlam taşıması gerekmediğidir. Bir şey anlatmak veya anlatmamak tamamen eser sahibinin tercihidir. Eser sahibinin görevi, eserini yaratmak/oluşturmak ve sunmakla sınırlıdır. Eserin sanat olup olmayacağına da eşik bekçileri değil, zaman ve toplum karar verir.  Bu nedenle kurgu ve  fotomanipülasyon iyi ve sanat, diğerleri kötü ve sanat olamaz gibi bir yaklaşım doğru değildir. Bu sınırlayıcı yaklaşım, üretim sürecini  sıkıntıya sokar. Posmodernizmin tanımında da bunu çok net olarak görmemiz mümkün.</p>
<p><em>Postmodernizm; </em>modernizme tepki temelinde doğmuştur. Modernizmin özellikle ikili karşıtlıklar doğrultusunda dünyayı tanımlaması, insanı ve aklını her şeyin üzerine koyması, posmodernizmin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Postmodernizm bu duruma karşı çıktığını en başından ifade etmiştir. Çünkü , postmodernizme göre neyin iyi neyin kötü olduğuna karar verecek bir merci yoktur. Dolayısı ile iyi ve kötü görecelidir. Bundan dolayı da herkese göre değişecek iyi ve kötünün ölçütü yoktur.</p>
<p>Postmodernizme kaynak sağlayan ve postmodern felsefeyi kuramlaştıran Nietzsche; “Tanrı öldü” demiştir. Biz bunu şöyle değiştirelim ve “Fotoğraf Tanrısı Öldü” diyelim. Madem ki fotoğraf tanrısı öldü, öyleyse artık her şey mümkün. Kimse fotoğraf tanrısını beklemesin veya türeyen sahte fotoğraf tanrılarına rağbet ederek üretimini sınırlandırmasın. Yani kurgu, fotomanipülasyon, belgeselci, tekil üretim, ortak proje, biçimci, içerikçi, adı her ne ise, kendisini hangisinde veya hangilerinde rahat hissediyor ise, üretmeye devam etsin. Üretirken de, kendinden farklı düşünen ve üretenlere  saygı duysun. Çünkü, üretimlerini izleyecek, eleştirecek ve yorumlayacak kişilere ihtiyaç duyacaktır.</p>
<p><strong>Davut Akbulut 2010</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p><em>Kaynakça; </em>Yrd.Doç.Dr. Murat Soydan “Postyapısalcı Bir Okumayla Eurimages Destekli Türk Filmlerinin Çözümlenmesi” Laçin Yayınları Kayseri 2009 s.49-50</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://davutakbulut.com/ne-iyi-ne-kotu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

